Beylerbeyi Sarayı & Cam Ocağı Turu
Gezimize cam atölyesindeki Boncuk Yapımı ile baÅŸlıyoruz. Cam üfleme, sıcak döküm ve atölye çalışmalarının ardından (Cam Ocağı’nda isteyen öğrencilerimiz Fizyon Atölye Çalışmalarına katılarak; camdan tabak, pano yapabilirler ve yaptıklarını “BUNU BEN YAPTIM” etiketiyle kendi okullarına kargo ile yollatabilirler. Atölye çalışmaları 15 TL karşılığında yapılmaktadır) Serbest alışveriÅŸ zamanının ardından öğlen yemeÄŸi arası ve hemen ardından Beylerbeyi Saray Gezisi.
TUR FİYATINA DAHİL OLAN HİZMETLER
Gidiş-Dönüş ulaşım hizmetleri
Seyahat sağlık sigortası
Rehberlik Hizmetleri ve çevre gezileri
CAM OCAÄžI
Cam Ocağı, Riva Deresi kıyısında kurulu, yeşillikler içinde cam ve sanat merkezidir. Cam, bir malzeme olarak sihrini, varlığının benzersiz biçiminde taşır. Maddenin halleri içinde zarafetle dans eder. Ve onun sırrını çözmeyi başaran cam ustalarının elinde bir sanat eserine dönüşür.
Cam sanatsal ifade için mükemmel bir malzemedir. Ancak camla sanatsal çalışmalar yapabilmek ve bu konuda deneyim kazanabilmek için kişinin belirli bir estetik duyarlılığa sahip olması, özveriyle çalışması ve kendini bu konuya adaması gerekir. Cam obje üretimi için gerekli becerinin geliştirilebileceği üretken bir Atölye çalışması ortamı da en az bu unsurlar kadar önemlidir.
BEYLERBEYİ SARAYI
Beylerbeyi’nde sultan Abdülaziz 1865 yılında iç kısmını ak mermerden yaptırmıştır. Kat kat bahçeleri, büyük gölü ve küçük köşkleriyle BoÄŸaz’a ayrı bir güzellik verir.
1861-1865 yıllarında, İstanbul’un Beylerbeyi semtinde eski ahÅŸap bir sahil sarayının yerinde Sultan Abdülaziz tarafından Sarkis Balyan’a yaptırılmıştır. İnÅŸaası 4 yıl sürmüş ve yapımında 5.000 kiÅŸi çalışmıştır. Çalışan işçilere moral ve ÅŸevk vermek amacıyla müzisyenler sürekli müzik çalmışlardır.Cephe ve iç dekorasyonda DoÄŸu ve Türk motifleri, Batı süs öğeleri ile birlikte kullanılmıştır. Denize düşkünlüğüyle bilinen Sultan Abdülaziz ayrıca tavanları bol miktarda deniz ve gemi tabloları ile döşetmiÅŸtir. İki katlı yapı haremlik ve selamlık bölümlerini ihtiva eden 26 oda 6 salon ve 6 banyodan ibarettir. Otantik mobilyalar, halılar, perdeler ve diÄŸer eÅŸya olduÄŸu gibi korunmuÅŸtur. Denize bakan cephe süsleri, bakımlı bahçe ve orta bölümdeki havuzlu salon ile spiral merdivenler dikkat çeken yerlerdir. Arka yamaçta bir büyük havuz, teraslar ve türünün güzel örneÄŸi at ahırları yer almıştır. 1970′li yıllara kadar kullanılan eski ana yol bir tünel ile saray bahçesinin altından geçmekteydi. Yazlık bir saray olarak yapıldığından ısıtma donatımı yoktur. Serinlik vermesi amacıyla ve yapılan görüşmelerin duyulmaması için sarayın içine havuz yaptırılmıştır.Sahilde iki küçük seyir köşkü bulunan sarayda devlet misafirleri de ağırlanırdı. Bu konuklardan bazıları III. Napolyon’un karısı Eugénie, Avusturya imparatoru Franz Joseph, İran ÅŸahı Nasreddin ve Kral VIII. Edward’dır. Tahttan indirilince Selanik’e gönderilen II. Abdülhamit Balkan Savaşı patlak verince Beylerbeyi Sarayı’na getirilmiÅŸ ve 1918′de burada ölmüştür. Müze-saray yıl boyu ziyarete açıktır.
